buharalıbilvanisli.com

Sofilerin Buluşma Noktası Buhara
 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
buharalıbilvanisli.com Son Konular
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Şub. 08, 2011 11:13 am
Cuma Ocak 28, 2011 9:56 am
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:43 pm
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:41 pm
Çarş. Ocak 05, 2011 8:01 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:57 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:40 am
Salı Ocak 04, 2011 6:58 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 9:37 am
Ptsi Ocak 03, 2011 7:15 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 7:02 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:55 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:43 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:27 pm
Perş. Ara. 30, 2010 10:23 am
Perş. Ara. 30, 2010 8:27 am
Paz Ara. 26, 2010 2:53 pm
Paz Ara. 26, 2010 2:43 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:11 pm
Cuma Ara. 24, 2010 1:34 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:50 am
Perş. Ara. 23, 2010 1:19 pm
Perş. Ara. 23, 2010 8:12 am

Paylaş | 
 

 Hanefi Mezhebi'nîn Gelişmesi Ve Yayılışı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
gespenst

avatar

Mesaj Sayısı : 588
Kayıt tarihi : 24/06/10
Nerden : ANKARA

MesajKonu: Hanefi Mezhebi'nîn Gelişmesi Ve Yayılışı   Paz Haz. 27, 2010 10:17 am

Hanefi Mezhebi'nîn Gelişmesi Ve Yayılışı

Hanefî mezhebi istinbat ve tahric sayesinde son derecede geliş¬miştir. Bu mezhebin gelişerek yayılmasını sağlıyan âmiller şu üç noktada toplanabilir:
1 — İmam Ebu Hanife'nin talebeleri pek çoktu. Bunlar, onun görüşlerini yaymak, fıkhının dayandığı esasları açıklamak hususun¬da çok gayret göstermişlerdir. Pek az meselede hocalarına muhale¬fet etmişlerse de umumî olarak onun görüşlerine uymuşlardır. İster hocalarına uysunlar isterse muhalefet etsinler, onun dayandığı de¬lilleri açıklamayı ihmal etmemişlerdir. Aynı zamanda Ebu Hanîfe'-nin görüşlerine dayanarak birçok fer'î meseleleri ele alıp incelemiş¬ler ve bu meselelerin dayandığı kıyasları açıklamışlardır.
2 — İmam Ebu Hanife'nin talebelerinden sonra gelen ve bu mezhebe bağlı olan fakihler, hükümlerin illetlerini ortaya kovmaya ve bunları gelecek asırlarda meydana çıkacak olan meselelere tat¬bik etmeye çok önem vermişlerdir. Bunlar, mezhebin fer'î mesele¬lerde dayandığı hükümlerin illetlerini tesbit edip ortaya çıkardıktan sonra birbirine benzeyen bütün meseleleri genel kaideler altında toplamışlardır. Böylece, çeşitli furû' meselelerini içine alan külli kai¬de ve nazariyeler koyarak, mezhebi sistemleştirmişlerdir.
3 — Hanefî Mezhebi, çeşitli örfleri bulunan birçok ülkelere ya¬yılmıştır. Bu ülkelerde yeni hükümler çıkarmayı gerektiren bir çok olaylar meydana gelmiş ve bu sırada Abbasi devletinin resmî mez¬hebi olmak sıfatıyla Hanefî Mezhebi, bu meseleleri halletmek mec¬buriyetinde kalmıştır, İşte Hanefî Mezhebi, Abbasi Devletinin resini mezhebi olarak beşyüz seneden fazla İslâm ülkelerinde tatbik edil¬miştir. Harun er-Reşîd, Ebu Yusuf u Bağdad kadısı olarak tâyin et-; mistir. Aynı zamanda Ebu Yusuf, Başkadı (Kâdı'l-Kudât) lık maka¬mında olup bütün vilâyetlerin kadıları onun emriyle tâyin ediliyor¬du. Ebu Yusuf, tabiî olarak ancak Hanefî Mezhebini benimseyen fakihleri kadı tâyin ediyordu. Bu suretle Hanefî mezhebi büyük bir yayılma imkânına kavuşmuştur.
Şüphesiz, çeşitli örfler istinbat işini geliştirmiştir. Bilhassa Ha¬nefî mezhebine göre, hakkında nass bulunmayan meselelerde ve istinbatm kıyasa dayandığı yerlerde örf, istinbat esaslarından birini teşkil eder. [46]

Hanefî Mezhebi'nîn Yayıldığı Ülkeler

Hanefi mezhebi, Abbasi Devletinin hâkim olduğu bütün ülkeler¬de yayılmıştır. Mezhebin otoritesi devletin otoritesiyle orantılı idi. Devletin otoritesi zayıfladığı zaman mezhebin otoritesi de zayıflıyor¬du. Ancak, bazı ülkelerde tamamen halka mal olurken, diğer bir kı¬sım ülkelerde de sadece resmî mezheb olarak kalıyor ve ibadet hu¬susunda halk üzerinde hâkimiyet kuramıyordu. Irak, Mâverâünnehr ve fethedilen doğu İslâm ülkelerinde hem resmî, hem de halkça be¬nimsenen mezheb, Hanefi mezhebi idi. Türkistan ve Mâverâünnehr'-de Şafiî mezhebi ile Hanefî mezhebi arasında sert mücadeleler ol¬muş ve her iki mezheb bilginleri birbiriyle şiddetli tartışmalara gir¬mişlerdir. Matem törenlerinde bile fıkhî tartışmalar yapılır ve bu tartışmalar taziye yerine geçerdi. Bu türlü sürekli fıkhî münazara¬ların sonunda çeşitli deliller ve bu delillerden de ilim doğmuş, müs-lümanlar arasında her hangi bir düşmanlık yaratılmamıştır.
Irak ve doğu İslâm ülkelerine bir gözatarsak görürüz ki, Ha¬nefî mezhebi Şam'da hem halkın hem de hükümetin mezhebi olmuş¬tur. Mısır'a doğru gelirsek, Mâlikî ve Şafiî mezhebinin Mısır halkı üzerinde hâkimiyyet kurma mücadelesi ettiğini görürüz. Çünkü Mı¬sır'da bir yandan İmam Mâlik'in birçok talebeleri bulunuyordu-, öte yandan da İmam Şafii hayatının son kısmını Mısır'da geçirerek öl¬müş ve oraya defnedilmişti. Dolayısıyla, Mısır'da her iki mezhebe mensup seçkin ilim adamları bulunuyordu.
Daha sonra Hanefi mezhebi, resmî bir mezheb olarak, Mısır'a gelmiş, fakat halk üzerinde bir otorite sağlayamamıştır. Mısır'ı Fa¬tımî Devleti işgal edince, Hanefî mezhebinin buradaki resmi otori¬tesini kaldırmış ve yerine Şiî İmamî mezhebini hâkim kılmıştır. Fatımîlerin yerine geçen Eyyûbîler, Şafiî mezhebini desteklemişler, yalnız Nuruddin eş-Şehid (öl. 569 H.) [47], Hanefî mezhebini halk arasında yaymaya çalışmış ve bu mezheb için medreseler yaptırmış¬tır. Kölemenler devrinde Mısır'da her dört mezhebe göre kazâî hü¬kümler verilmiştir.
Kavalalı Mehmet Ali Paşa (öl. 1849 M.) Mısır'a hâkim olunca tek başına Hanefi mezhebini resmi mezheb olarak ilân etmiştir.
Hanefî Mezhebi Mısır'dan Batıya (Mağribe) geçememiştir. An¬cak Esed-b, el-Furat b. Sinan (öl. 213 H) [48] devrinde Mağrib'e ge¬çen Hanefî mezhebinin ömrü, orada çok kısa olmuştur. Çünkü Ağlebiler Devletinin otoritesi çok güçlü idi ve bu hanedan mensupları Mâliki mezhebini tutuyorlardı. İşte bu yüzden Mağrib ve Endülüs'de tek başına Mâliki mezhebi yayılma imkânını [49]bulmuştur. [50]




[46] İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/250-251.
[47] Bu sultan, Musul Atabeyi İmamüddin'in, Suriye ve civarında geniş bir hükümdarlık kuran oğlu ve el-Melik el-Adü unvanıyla anılan Nuruddin Mahmud'dur. Bilhassa bu, Hanefî mezhebini hâlam olduğu yerlerde yay¬mış ve bir çok medrese, hastane ve dârul-hadîs inşâ etmiştir. Salânaddin Eyyûbî ve amcası Şirkûh onun kumandanları olup, bunları, Mısır'a o göndermiştir. Çeviren.
[48] Bu zat, 142 H. yılında Kayravan'da doğmuş, önce İmam Mâlik'ten, son¬ra da Bağdad'a gelip Ebu Hanîfe'nin talebelerinden ders okumuştur. 181 H. yılında Kasavan'a dönen ve bir müddet sonra meşhur bir faldh ola¬rak dikkati çeken Esed b. el-Furat, Kayravan Kadılığına tâyin edilmiş ve Hanefî mezhebini Tunus ve Cezayir'de yaymaya çalışmıştır. 213 H. yılın¬da Sicilya'ya karşı sevk ve idare ettiği askerî herakâtı sırasında vebaya yakalanarak ölmüştür. Çeviren.
[49] Osmanlılar zamanında, İmparatorluğa dahil olan bütün ülkelerin resmî mezhebi, Hanefî mezhebi olup kazaî hüküm ve fetvalar tamamen bu mezhebe göre verilmiştir. Irak, Horasan, Sicisfan, Türkistan, Mâverâün-nehr, Kafkasya, Azerbaycan, Kıran, Kazan, Çin, Afganistan, Hindistan, Pakistan, Suriye, Yemen, Habeşistan, Anadolu, Balkanlar ve Türkler va¬sıtasıyla fethedilip İslâmlaştınlan ülkelerdeki müslümanlann ekserisi Ha¬nefî Mezhebine bağlıdır. Bazı ülkelerde Hanefî mezhebi için «Türklerin Mezhebi» denmek bir gelenek olmuştur.
Dünyadaki bütün müslümanlann yaklaşık olarak üçte ikisi Hanefî roez-heblndedir. Çeviren.
[50] İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/251-252.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Hanefi Mezhebi'nîn Gelişmesi Ve Yayılışı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
buharalıbilvanisli.com :: Mezheplerimiz Ve Fıkıh Kaynakları :: Hanefi Mezhebi-
Buraya geçin: