buharalıbilvanisli.com

Sofilerin Buluşma Noktası Buhara
 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
buharalıbilvanisli.com Son Konular
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Şub. 08, 2011 11:13 am
Cuma Ocak 28, 2011 9:56 am
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:43 pm
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:41 pm
Çarş. Ocak 05, 2011 8:01 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:57 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:40 am
Salı Ocak 04, 2011 6:58 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 9:37 am
Ptsi Ocak 03, 2011 7:15 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 7:02 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:55 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:43 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:27 pm
Perş. Ara. 30, 2010 10:23 am
Perş. Ara. 30, 2010 8:27 am
Paz Ara. 26, 2010 2:53 pm
Paz Ara. 26, 2010 2:43 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:11 pm
Cuma Ara. 24, 2010 1:34 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:50 am
Perş. Ara. 23, 2010 1:19 pm
Perş. Ara. 23, 2010 8:12 am

Paylaş | 
 

 İmamı Azamın Yaşayışı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
gespenst

avatar

Mesaj Sayısı : 588
Kayıt tarihi : 24/06/10
Nerden : ANKARA

MesajKonu: İmamı Azamın Yaşayışı   Paz Haz. 27, 2010 10:20 am

Yaşayışı

Apaçık bir gerçektir ki Ebu Hanîfe, devlet adamlarının, ister halife olsun ister vali ve benzeri olsun, hiç birisinden hediye ve ih¬san kabul etmezdi. Gerçi her dört mezheb İmamının da devlet adam¬larından hediye alınabileceğine dair ruhsat verdiğini tarih bize gös¬termektedir, İmam Mâlik, İlim adamının Beytu'I-Mal'da hakkı oldu¬ğuna inanırdı. Ona göre, devlet adamları, bu hediyeleri bilginlere kendi mallarından vermiyorlar, ancak onların istihkaklarını vermiş oluyorlar. Çünkü, İlim adamı nefsini ilme, araştırmaya ve fetvaya hasretmekte, bu yüzden de maişetini kazanma imkânından mahrum olmaktadır. O halde Beytu'l-Maldan ihtiyacını giderecek, çoluk ve çocuğunun geçimini sağlayacak kadar para almak hakkıdır. İmam Mâlik, alınmasına cevaz verdiği bu hediye ve ihsanların bir kısmı¬nı kendisi İlim tahsil eden talebelerine harcardı. Dolayısıyla, birçok talebeler ona sığınırlardı, İmam Şafiî de bunlar arasında olup do¬kuz seneye yakın bir zaman îmam Mâlik'in himayesinde okumuş ve hiç bir geçim sıkıntısı çekmemiştir. Hocası îmam Mâlik öldükten sonradır ki. Şafiî, Yemen'de bir göreve (kadılık diyebileceğimiz bir vazifeye) tâyin edilmek mecburiyetinde kalmıştır.
İmam Şafii, kendisini tamamen ilme verdikten sonra Hz. Pey-gamber'in Abdulmuttalib oğullarına tâyin etmiş olduğu hisseden kendisine düşeni Beytu'l-Mal'dan alır, ayrıca hediye ve ihsan kabul etmezdi. Ancak bu hisseyi, Kur'an-ı Kerim'de Kureyş'den Hz. Peygamber'e akraba olanlara tâyin edilen bir hisse (hak) olduğu için alırdı.
İmam Ebu Hanîfe ile Ahmed b. Hanbel, Beytu'l-Mal’dan bir şey almaktan kesin olarak kaçınırlardı. îmam Ahmed b. Hanbel, dar¬lık içinde yaşamayı, helâl olarak toplanıp toplanmadığı belli olma¬yan bir malı almaya tercih ederdi.
İmm Ebu Hanife ise, zengin ve servet sahibi idi. Çünkü, ölün¬ceye kadar ticaret işine devam etmişti. Yukarıda da söylediğimiz gibi, onun bir ortağı vardı. Öyle anlaşılıyor ki onun bu ortağı, iyi niyetli bir insan olup ihlası sayesinde çoğu zaman İlim, fıkıh ve ha¬disle uğraşmasını temin hususunda Ebu Hanîfe'ye yardımcı olmak¬taydı. Mu'tezilîlerin başı, Ebu Hanîfe'nin çağdaşı ve onun gibi îran asıllı Vâsıl b. Ata da böyle idi.
Elbette Ebu Hanîfe bir tacirdi. Fakat ticarî işlerini vekili vası¬tasıyla yürütüyor, kendisi de, işinin daima helâl dairesi içinde yü¬rümesi için onu kontrol ediyordu.
Ebu Hanife, bir tacir olarak aşağıdaki dört sıfata sahip idi ki, bunlar insanlara yapılacak muamelelerle ilgilidir. Onu, İlim adam¬ları arasında olduğu gibi, tacirler arasında da en üstün bir merte¬beye çıkaran bu sıfatlar şunlardır:
1 — Onun gözü tok ve gönlü zengindi. Gönül ve ruhları fakir kılan açgözlülük, onu asla istilâ edememiştir. Bunun sebebi, îmam A'zam'ın zengin bir aileden doğmuş olması ve hayatında ihtiyaç zil¬letini hiç tatmayışıdır.
2 — Son derecede emanete riayetli ve kendisiyle ilgili olan her hususta nefsine hakimdi.
3 — O, müsamahalı ve cömert olup kendisini Allah cimrilikten tamamen uzak kılmıştır.
4 — Son derecede dindar olup iyi muameleyi ibadet sayardı. Ayrıca o, çoğu zaman oruç tutar ve gecelerini ibadetle geçirirdi. Bu arada, iyi muamelenin de, büyük bir ibadet olduğunu söylerdi. Bu sıfatların tesiri, bilhassa Ebu Hanîfe'nin ticaret hayatında kendisi¬ni gösterir. O, tacirler arasında ilgi çekici ve eşsiz bir kimse idi. Bir¬çokları, ticaret hayatında onu Ebu Bekr Sıddîk'a benzetirdi. Çünkü Ebu Hanîfe, onun yolundan gider, malın kötülerini üstüne çıkarır, iyilerini de gizlerdi.
İmam Ebu Hanîfe, alım ve satımında tam manasıyla emin bir tacirdi. Bir gün bir kadın, ipekli bir elbiselik getirmiş ve ona sat¬mak istemiştir. Ebu Hanîfe; fiatı kaçtır, deyince; kadın, 100 dirhem¬dir, demiştir. Ebu Hanife de; o yüz dirhemden fazla eder, kaça sa¬tacaksın? diye sormuş; kadıncağız da, yüz yüz artırarak dörtyüz dirheme kadar çıkarmıştır. Yine Ebu Hanîfe; o daha fazla eder, deyince; kadın, benimle alay mı ediyorsun? demekten kendini alama¬mıştır. Bunun üzerine Ebu Hanîfe; bir adam çağır da malının değe¬rini söylesin, demiş; kadın da bir adam çağırmış ve nihayet o, bu elbiseliği beşyüz dirheme satın almıştır.
Ebu Hanîfe, müşterisi yoksul veya bir dostu olursa malı kârsız satardı. Bir gün ona bir kadın gelmiş; ben fakirim, sırtımdaki elbi¬se de emanettir, şu elbiseliği bana kârsız ver, demiştir. Ebu Hanîfe de; hadi onu dört dirheme al, deyince, kadın, benim gibi yaşlı bi¬riyle alay mı ediyorsun? demiş, Ebu Hanîfe de; hayır, ben iki elbi¬selik satın aldım; birisini, bu iki elbiseliğe verdiğim paradan dört dirhem aşağısına sattım. Dolayısıyla bu, elimde dört dirheme kal¬dı. Onu da sen bu fiyata al, demiştir.
O, çok dindar olduğu için uzak bir ihtimalle dahi olsa haram karıştığından şüphe ettiği şeylere karşı pek titizlik gösterirdi. Riva¬yet edildiğine göre Ebu Hanîfe, ortağı Hafs b. Abdirrahman'ı bir de¬fasında kumaş satmaya gönderirken, ona malda özür bulunduğunu bildirmiş ve bunu satış zamanında müşteriye anlatmasını emretmiş¬tir. Hafs b. Abdirrahman kumaşı satmış, fakat müşteriye özürlü ol¬duğunu söylemeyi unuttuğu gibi, satın alan kimseyi de tanıyama¬mıştır. Ebu Hanîfe, bu durumu öğrenince malın hepsini sadaka ola¬rak vermiştir. [20]
Bu büyük takvası sayesinde onun ticareti pek çok kazanç geti¬rirdi. O da, bu kazancının bir kısmını İlim ve hadisle uğraşanlara harcardı. Tarihu Bağdad'da kaydedildiğine göre Ebu Hanîfe, yıllık gelirinin bir kısmını her sene biriktirir, onunla önce İlim ve hadis¬le uğraşanların ihtiyaçlarım, yiyecek, giyecek vs. hususlarını temin ederdi. Sonra bu kazancından artan paraları da yine onlara verir ve; bunları da ihtiyaçlarınıza siz kendiniz harcayınız, bunun için yal¬nız Allah'a hamdediniz; çünkü ben, size kendi malımdan bir şey ver¬miyorum, verdiğim şeyler ise Allah'ın malıdır, derdi. [21]
Ebu Hanîfe —Allah ondan razı olsun— helâlinden ve tertemiz bir hayat yaşamak için çok gayret ederdi. O, giyimine önem verir, en güzel kumaşlardan elbiseler diktirirdi. Hattâ, sırtındaki elbise¬nin otuz dinar (altın) değerinde olduğu söylenir. O, temiz ve güzel kıyafetli' olup hoş kokular sürünürdü. Talebesi Ebu Yusuf, hocası hakkında; «O, ayakkabısına çok dikkat ederdi. Hattâ, ayakkabısının yırtık olduğu hiç görülmezdi» [22] demiştir.
İmam Ebu Hanîfe, iş ve yaşayışında intizamlı bir insandı. Vakitlerinin çoğunu ilme, kalanını da çarşı ve evine ayırırdı. Talebe¬si Yusuf b. Hâlid es-Semtî'den rivayet edildiğine göre Ebu Haaife, haftanın günlerini şöyle taksim ederdi: Cuma günleri talebe ve 'ar¬kadaşlarına evinde ziyafet verir ve onlara türlü türlü yemekler su¬nardı. Cumartesi günleri ihtiyaçlarını görür, ne ders meclisine ne de çarşıya uğrardı. O gün evini ve şahsî işlerini tanzim etmekle uğ¬raşırdı. Diğer günler kuşluk vaktinden öğleyedek çarşıda bulunur ve kalan vakitlerini de ders vermekle [23]geçiridi. [24]


[20] Tarihu Bağdad, c. XIII, s. 358.
[21] Aynı eser, c. XIII, s. 360.
[22] el-Hayrâtul-Hisân, s. 61.
[23] el-Mekki, Menâkibu Ebî Hanîfe, c. II, s. 106.
[24] İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/226-229.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
İmamı Azamın Yaşayışı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
buharalıbilvanisli.com :: Mezheplerimiz Ve Fıkıh Kaynakları :: Hanefi Mezhebi-
Buraya geçin: