buharalıbilvanisli.com

Sofilerin Buluşma Noktası Buhara
 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
buharalıbilvanisli.com Son Konular
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Şub. 08, 2011 11:13 am
Cuma Ocak 28, 2011 9:56 am
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:43 pm
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:41 pm
Çarş. Ocak 05, 2011 8:01 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:57 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:40 am
Salı Ocak 04, 2011 6:58 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 9:37 am
Ptsi Ocak 03, 2011 7:15 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 7:02 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:55 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:43 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:27 pm
Perş. Ara. 30, 2010 10:23 am
Perş. Ara. 30, 2010 8:27 am
Paz Ara. 26, 2010 2:53 pm
Paz Ara. 26, 2010 2:43 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:11 pm
Cuma Ara. 24, 2010 1:34 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:50 am
Perş. Ara. 23, 2010 1:19 pm
Perş. Ara. 23, 2010 8:12 am

Paylaş | 
 

 EL-MÜTEÂLÎ (C.C.)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
haydarı kerrar

avatar

Mesaj Sayısı : 355
Kayıt tarihi : 02/07/10
Nerden : ANKARA

MesajKonu: EL-MÜTEÂLÎ (C.C.)   Cuma Ekim 08, 2010 3:25 pm

EL-MÜTEÂLÎ (C.C.)

“Noksanlıklardan yüce ve münezzeh, künhüne erişilmesi mümkün olmayan.”
Meselâ: Bugün padişah olan birinin yarın tahtından kara toprağa inmesi mümkündür, en zengin adamın en fakir hale gelmesi de yine mümkün. Tarihimizde Genç Osman diye bilinen ve Yedikule Zindanlarında boğduru¬lan talihsiz padişah son anında şöyle haykırmıştır:
“Hey ağalar! Görün dünyanın halini, daha sabahle¬yin padişah iken, mal ve mülkümün had ve hesabı yok¬ken, şimdi on akçelik bir servete mâlik değilim. Üstelik canıma da mâlik değilim!”
İnsanlar yücelerden ta diplere inebilir, başkalarına muhtaç olabilir. Servetler, saraylar, saltanatlar elden gi¬debilir. Yani yaratılmışlar bir halde kalmaz. Ancak Aziz ve Celil olan Allah böyle şeylerden münezzehtir ve onun hakkında böyle bir ihtimâl düşünülmesi mümkün değildir.
O öyle bir Allah'tır ki, yerler, gökler, güneşler, aylar O'nun emr ü fermanına râm olmuştur. İstemekle O'nun mülkünden bir şey eksik olmaz. İsteyenler ne kadar artar¬sa artsın, onun ihsanı da artar. İstedikçe kullarına verir de verir.
O'nun kereminin rüzgârı taşları ayna yapar, kuluna kah inciler verir, kah altın madenlerinin kapısını açar, kah üzümler, incirler, hurmalar ve türlü türlü meyveler ihsan eder. Yani iradesine, hikmetine göre verir. Verir, herkesin hamur teknesine rızık koyar. Fakat vermekle hazineleri tükenmez. Kimse O'nu fakir edemez. Kimse O'nun kud¬retinin önünde duramaz. Hazineleri hiç bitmeyen biricik Ganî ve Müteâlî O'dur.
Zât-ı Zülcelâl bütün sıfatlarında hiçbir şeye benzeme¬mektedir. Yaratıklarda olabilecek noksanlıklardan beridir. Kuvvet ve galibiyetin en üstün olanı O'na mahsustur. O, neyi diler, neyi murad ederse herşey O'nun dediği gibi olur. Hiçbir şey O'na mani olamaz.
Yeryüzünde mekân tutan bütün insanlar, bütün ordu¬lar, en dehşetli silahlar, füzeler, atomlar, ışınlar, lavlar hep birden O'na karşı dursa; melekler, cinler de birleşip bu or¬dulara katılsa, yine Allahü Teâlâ'nın kudreti önünde zelil olurlar, O'nun mülkünden bir zerre koparamazlar, O'nun saltanatının eteğine el uzatamazlar. İzni, keremi ol¬madıkça hazinelerinden bir zerreyi cebren alamazlar. Fa¬kat O dilerse bir anda bütün bu orduları helak edebilir. Feleği değirmen taşları gibi döndürür, yer küreyi bir ateş seli haline getirebilir.
Ve Allah buyuruyor:
“Göklerin ve yerin mülkü (bütün hazineleri) Allah'ındır. Allah her şeye hakkıyla kâdirdir.” [206]
O halde, Allahü Teâlâ'ya karşı boynumuz kıldan ince olmak gerek. Âlemde O'na baş kaldıranların başına neler geldiğini tarihin ibret sayfalarında görmek mümkündür. Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim geçmiş ümmetlerin kıssalarıyla doludur. Nuh tufanını hatırlamak kâfi... Ne yazık ki insanlar ibret almıyorlar. Allah'ın mülkünde, Allah'ın verdiği nimetlerle yaşarken, Allahü Teâlâ'yı bırakıp da O'nun bunun izindeyiz diye nâra atanlar, hayatî yorgunluklarım cehennemin ateşten duvarlarına yaslanarak gidermeye çalışacaklardır.
Yâ Rabbi, Yâ Rabbi! Bu güzel isimlerin hürmetine, nu¬run şerefine bize merhamet buyur. Zalimlere, tağutlara meyletmekten bizi ve neslimizi koru. Bizi hep kendinle meşgul et ki, bir başkasına gidecek vaktimiz olmasın!..
[206] Âl-i İmran,189.

[207] Mustafa Necati Bursalı, Esma-i Hüsna Şerhi, Erhan Yayınları: 261-263.



_________________
İLİM BİR NOKTA İDİ CAHİLLER ONU ÇOĞALTTI
İNSANLAR VAV GİBİ DOĞAR BİRAZ DOĞRULDUKLARINDA KENDİLERİNİ ELİF ZANNEDERLER
HER ŞEY ELİFLE DÖNÜYOR ELİFE DÖNÜYOR
KORKAKLIKTA AR İLERLEMEKTE ŞEREF VE İTİBAR VAR İNSAN KORKMAKLA KADERDEN KURTULA
MAZ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
EL-MÜTEÂLÎ (C.C.)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
buharalıbilvanisli.com :: İslamiyet Genel :: Allah (c.c) Hazretleri :: Esma-i Hüsna-
Buraya geçin: