buharalıbilvanisli.com

Sofilerin Buluşma Noktası Buhara
 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
buharalıbilvanisli.com Son Konular
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Şub. 08, 2011 11:13 am
Cuma Ocak 28, 2011 9:56 am
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:43 pm
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:41 pm
Çarş. Ocak 05, 2011 8:01 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:57 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:40 am
Salı Ocak 04, 2011 6:58 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 9:37 am
Ptsi Ocak 03, 2011 7:15 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 7:02 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:55 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:43 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:27 pm
Perş. Ara. 30, 2010 10:23 am
Perş. Ara. 30, 2010 8:27 am
Paz Ara. 26, 2010 2:53 pm
Paz Ara. 26, 2010 2:43 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:11 pm
Cuma Ara. 24, 2010 1:34 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:50 am
Perş. Ara. 23, 2010 1:19 pm
Perş. Ara. 23, 2010 8:12 am

Paylaş | 
 

 ET-TEVVÂB (C.C.)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
haydarı kerrar

avatar

Mesaj Sayısı : 355
Kayıt tarihi : 02/07/10
Nerden : ANKARA

MesajKonu: ET-TEVVÂB (C.C.)   Cuma Ekim 08, 2010 3:28 pm

ET-TEVVÂB (C.C.)

“Tevbeleri çok kabul eden.”
Beşer, şaşar demişlerdir. İşte bazı kere insanın kusur¬ları, hataları olabilir. En güzel şey, hatada İsrar etmemek ve hemen Allahü Teâlâ'nın rahmetine yönelmekdir. Tevbenin asıl mânâsı dönmektir.
Samimî bir surette günahına tevbe eden, hiç günah işlememiş gibi olur. Yine güzel ameller kötülükleri mah¬veder. Çirkin ameller de insanın iyiliklerini bitirir. Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:
“Ey mü'minler! Hepiniz Allah'a tevbe edin ki, felah bulasınız.” [209]
Tevbe edilmediği takdirde günahların altından kalk¬mak mümkün olmaz. Allahü Teâlâ, kulları için tevbe yol¬larını kolaylaştırmakta, gönüllerine ümit katreleri atmakta ve rahmetiyle tecellî etmektedir..
Bir kul bunları görmez, yüreği hiçbir şey hissetmez, yaptığına nedamet duymazsa yarın başına pişmanlık taşı dokunacaktır. Çok kimseler vardır ki, “yarın yaparım, yarın yaparım” der durur. Nice yarınlar gelir geçer de bir şey yapamaz. Bir de bakar ki, ölüm kuşu gelivermiş. Son anda, nefes boğaza düğümlenince nedamet duymanın kimseye bir faydası yoktur.
Cenâb-ı Hak bazı kullarının basiret gözünü açar, ibret¬li hadiseleri onun önüne çıkarır ve onu helakin eşiğinden dönderir. Çünkü O'nun rahmetine nihayet yoktur.
Günahlarımız dağları aşsa, deryaları doldursa, yine O'nun rahmetinden ümit kesmemek gerekir. Yalnız şu ka¬dar var ki tevbe etmeden, O'nun kapısında boyun bükmeden, O'nun kereminin seline atılmadan boş ümit bir fayda sağlamaz. Çünkü Allahü Teâlâ zalimlerden in¬tikam da alır.
Bir de günahın bağışlanması için kul hakkına tecavüz edilmemesi lâzım. Eğer bir kimsenin üzerimizde hakkı varsa, mutlaka onunla helâllaşmak yoluna gidilmelidir.
Dışımızı nasıl su ile temizlemek mümkün ise, iç dünyamızı da tevbe suyu pak eder. Tevbe edenler: Tâib,
Tevvâb olmak üzere ikiye ayrılır. Tâib, yalnız dış günah¬lardan tevbe edendir. Tevvâb ise, iç günahlar dediğimiz kötü huylardan da kendisini arıtan kimselerdir. Günah kirleriyle lekedâr olan ömür defterleri ancak tevbe süngeriyle silinebilir.
Dünyada ibret alınacak çok hadiseler cereyan etmiştir. Hakimiyet yüzüğüne tekme vuran Belh Sultanı İbrahim bin Edhem Hazretleri, Kabe'ye geldi. Kabe'nin örtüsüne tutunup rabbine şöyle yalvardı:
“İlâhî! Abdükel-âsı etâkâ
Mükırran biz-zünûbi kad deâkâ.
Fe'in tağfir fe-ente li-zâke ehlün
Ve in tatrud fe-men yerham sivâkâ.”
(İlâhî! Âsî kulun dergahına gelip yüz tuttu. Günahla¬rını tek tek ikrar ediyor, sana yalvarıyor.
Eğer (bu kulunu) affedersen sen zaten buna lâyıksın.
Eğer huzurundan kovarsan, senden başka bana kim merhamet edip acıyacak?”
A gam seline değirmen olan insanlar! İşte sultanlık bu¬dur.. Rabbinin huzurunda sultanlığın değeri mi olur? Kul¬luk, bin kere sultanlıktan evlâdır... Hazreti Mevlânâ (k.s.):
“Men bende şüdem, bende şüdem, bende şüdem,
Men bende behaclet beser efgende şüdem.
Her bende şeved şad ki âzâd şeved,
Men şâd ezânem ki türâ bende şüdem.”
diye çığlık koparmaktadır. Yâni: “Ben kul oldum, kul ol¬dum, kul oldum. Kulluk vazifemi lâyıkiyle eda edeme¬diğim için mahcubiyetimden başımı önüme eğdim. Her köle âzâd olursa sevinir, mesrur olur.
(Ey Yaradanım Allah!). Ben sana ne zaman kul olur¬sam o vakit sevinir, şad olurum!” [210]

[209] Nur, 31.

[210] Mustafa Necati Bursalı, Esma-i Hüsna Şerhi, Erhan Yayınları: 265-268.




_________________
İLİM BİR NOKTA İDİ CAHİLLER ONU ÇOĞALTTI
İNSANLAR VAV GİBİ DOĞAR BİRAZ DOĞRULDUKLARINDA KENDİLERİNİ ELİF ZANNEDERLER
HER ŞEY ELİFLE DÖNÜYOR ELİFE DÖNÜYOR
KORKAKLIKTA AR İLERLEMEKTE ŞEREF VE İTİBAR VAR İNSAN KORKMAKLA KADERDEN KURTULA
MAZ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
ET-TEVVÂB (C.C.)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
buharalıbilvanisli.com :: İslamiyet Genel :: Allah (c.c) Hazretleri :: Esma-i Hüsna-
Buraya geçin: