buharalıbilvanisli.com

Sofilerin Buluşma Noktası Buhara
 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
buharalıbilvanisli.com Son Konular
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Şub. 08, 2011 11:13 am
Cuma Ocak 28, 2011 9:56 am
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:43 pm
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:41 pm
Çarş. Ocak 05, 2011 8:01 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:57 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:40 am
Salı Ocak 04, 2011 6:58 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 9:37 am
Ptsi Ocak 03, 2011 7:15 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 7:02 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:55 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:43 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:27 pm
Perş. Ara. 30, 2010 10:23 am
Perş. Ara. 30, 2010 8:27 am
Paz Ara. 26, 2010 2:53 pm
Paz Ara. 26, 2010 2:43 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:11 pm
Cuma Ara. 24, 2010 1:34 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:50 am
Perş. Ara. 23, 2010 1:19 pm
Perş. Ara. 23, 2010 8:12 am

Paylaş | 
 

 MÂLİKÜ'L-MÜLK (C.C.)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
haydarı kerrar

avatar

Mesaj Sayısı : 355
Kayıt tarihi : 02/07/10
Nerden : ANKARA

MesajKonu: MÂLİKÜ'L-MÜLK (C.C.)   Cuma Ekim 08, 2010 3:32 pm

MÂLİKÜ'L-MÜLK (C.C.)

“Mülkün hakikî sahibi.”
Ezelden ebede mülkün sahibi ve hükümdarı ancak Allah'tır. Yerde gökte olanlar O'nundur ve her bir şey O'nun emr ü fermanı üzere ayakta durur.Yani mâlikiyetinde olsun, melikiyetinde olsun, O'na kimse or¬tak ve benzer olamaz.
İnsanlardan bazılarının hükümdar olması, mülklere mâlik bulunması, padişahlık tahtına oturması, hep O'nun vergisi ve keremidir. Yine bazı kimselerin çok çok zengin¬likle nimetlendirilmesi de elbet O'nun ihsanıdır. Fakat hem hükümdarların, hem de zenginlerin bu saltanatları ebedî değil, geçici bir şeydir. Cihanda bir padişah ne ka¬dar uzun müddet saltanat sürse de sonunda tahtından kara toprağa düşecek, bütün mülkü elden gidecektir. Ancak kendisi bir kefenle kabre uzanacaktır.
Demek ki insanların mal-mülk sahibi, saltanat sahibi olmaları gerçek mânâda hükümdarlık değil, Allah'ın ver¬diği bir müsaadedir. Ve kullar için bunlar bir imtihandır. Bir kul, kendisine bahşedilen nimetleri, mülkleri Allah yo¬lunda feda etmeyip nefs ü hevânın ve şeytanın emrinde akıtırsa, o kuvvetler, o saltanatlar, o nimetler elinden alındığı gibi, kendisi de en büyük cezaya uğratılır.
Âleme nice padişahlar gelmiştir ki, sonları dağdaki çobandan daha beter olmuştur. Ve yine nice hükümdarlar saltanat sürmüştür ki, gerçekten gıpta edilmeğe değer.
Meselâ: Şarkın büyük sultanı Selâhaddin Eyyûbî. Ölüm yatağına uzandığında kefeninin bir mızrağın ucun¬da sokak sokak gezdirilmesini ve halka şöyle nida edilme¬sini istedi:
“Ey insanlar! Şarkın hakimi Selahaddîn-i Eyyûbî ölmek üzeredir ve ahirete ancak şu bez parçasını götürebilecektir. İbret alınız!”
Gerçekten ibrettir! Ne “var ki, insanlar hadiselerden ibret almazlar. Zaten ibret alınmış olsaydı, aynı belalar tekrar insanların başına gelmezdi...
İşte insanların hükümdarlığı da kendileri gibi fanidir. Gerçek ve hakiki hükümdar ancak Allahü Teâlâ'dır. O, Mâlikü'1-Mülk olduğu için kulların elindeki de O'nun mülküdür. O kadar ki, kulun bizzat kendisi de O'nundur.
Sadece bu kâinat, bu gökler, bu denizler, bu güneşler O'nun değil; âhiret de O'nundur. Cennet onun rahmeti, cehennem O'nun azabıdır. Mahşer divanının hâkimi de O'dur. O gün yalnız O'nun merhamet ettikleri kurtulabi¬lir.
Demek, bizim elimizdekiler muvakkattir. Hiç bir şeyimiz bakî değildir. Ancak bu nimetleri bakî yapmak, faniyi bakîye tebdil etmek mümkündür. O da, nimeti ve¬renin yolunda harcamakla olur.
Bir damla sudan peri gibi güzeller yaratan Allah'ın şanı pek yücedir. Yerde, gökte gerçek melik O'dur. Herkes O'nun kulu, herşey O'nun mülküdür. Arş-ı Kerim de O'nun hükmüne baş eğmiştir, Cebrail Aleyhisselâm da...
Ve Allah buyuruyor:
“Mutlak olarak mülk sahibi olan Allah, çok yüce¬dir. Ondan başka hiçbir ilâh yoktur; kerim olan Arş'ın rabbidir.” [218]
A canlar! Allahü Teâlâ bizim Rabbimiz, Melikimiz, bir tek İlâhımızdır. Ondan gayri mak mâbud yoktur. Dünyamız da O'nu kudret elinde, ahiretimiz de. O halde, kul olmanın sırrını unutmamalıyız. Bizim baş vuracak, gönül yaralarımıza merhem olacak bir başka merciimiz yoktur.
Evet:
Pay edilmeyen nedir, niceye bu didişmek?
Tek çâre biliyorum: Allah aşkında pişmek! [219]
[218] Mü'minûn,116.

[219] Mustafa Necati Bursalı, Esma-i Hüsna Şerhi, Erhan Yayınları: 276-279.





_________________
İLİM BİR NOKTA İDİ CAHİLLER ONU ÇOĞALTTI
İNSANLAR VAV GİBİ DOĞAR BİRAZ DOĞRULDUKLARINDA KENDİLERİNİ ELİF ZANNEDERLER
HER ŞEY ELİFLE DÖNÜYOR ELİFE DÖNÜYOR
KORKAKLIKTA AR İLERLEMEKTE ŞEREF VE İTİBAR VAR İNSAN KORKMAKLA KADERDEN KURTULA
MAZ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
FİKİRDEĞİRMENİ

avatar

Mesaj Sayısı : 53
Kayıt tarihi : 04/10/10
Nerden : Karaman

MesajKonu: Geri: MÂLİKÜ'L-MÜLK (C.C.)   Cuma Ekim 15, 2010 11:43 am

Mülk umumen onundur. Sen, hem onun mülküsün, hem memlûküsün, hem mülkünde çalışıyorsun. Şu kelime, şöyle şifalı bir müjde veriyor ve diyor: Ey insan! Sen kendini, kendine mâlik sayma. Çünki sen kendini idare edemezsin, o yük ağırdır. Kendi başına muhafaza edemezsin, belâlardan sakınıp, levâzımatını yerine getiremezsin. Öyle ise beyhude ızdıraba düşüp azab çekme, mülk başkasınındır. O Mâlik, hem Kadîr'dir, hem Rahîm'dir; kudretine istinad et, rahmetini ittiham etme. Kederi bırak, keyfini çek. Zahmeti at, safâyı bul.
Hem der ki: Manen sevdiğin ve alâkadar olduğun ve perişaniyetinden müteessir olduğun ve ıslah edemediğin şu kâinat, bir Kadîr-i Rahîm'in mülküdür. Mülkü sahibine teslim et, ona bırak.. cefasını değil, safasını çek. O hem Hakîm'dir, hem Rahîm'dir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder, çevirir. Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi "Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler" de, pencerelerden seyret, içlerine girme.
(20.MEKTUP)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
MÂLİKÜ'L-MÜLK (C.C.)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
buharalıbilvanisli.com :: İslamiyet Genel :: Allah (c.c) Hazretleri :: Esma-i Hüsna-
Buraya geçin: