buharalıbilvanisli.com

Sofilerin Buluşma Noktası Buhara
 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
buharalıbilvanisli.com Son Konular
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Şub. 08, 2011 11:13 am
Cuma Ocak 28, 2011 9:56 am
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:43 pm
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:41 pm
Çarş. Ocak 05, 2011 8:01 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:57 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:40 am
Salı Ocak 04, 2011 6:58 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 9:37 am
Ptsi Ocak 03, 2011 7:15 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 7:02 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:55 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:43 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:27 pm
Perş. Ara. 30, 2010 10:23 am
Perş. Ara. 30, 2010 8:27 am
Paz Ara. 26, 2010 2:53 pm
Paz Ara. 26, 2010 2:43 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:11 pm
Cuma Ara. 24, 2010 1:34 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:50 am
Perş. Ara. 23, 2010 1:19 pm
Perş. Ara. 23, 2010 8:12 am

Paylaş | 
 

 EL-MANİ' (C.C.)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
haydarı kerrar

avatar

Mesaj Sayısı : 355
Kayıt tarihi : 02/07/10
Nerden : ANKARA

MesajKonu: EL-MANİ' (C.C.)   Cuma Ekim 08, 2010 3:38 pm

EL-MANİ' (C.C.)

“Bir şeyin olmasına mâni olan, helak sebeplerini def eden.”
Gönlümüzde nice arzular boy verir, niceleri sultan¬ların tahtına göz diker, niceleri bir güzele bende olmak is¬ter. Âdemin evlatları hayat boyunca, “şunum olsun, bu¬num olsun, şöyle yapayım, böyle yapayım” der durur. Yani arzularının biri bitmeden, bir başkası arkadan gelir. İnsanın ömür günleri bitmeden bu arzuları da bitmez. “Emeller avutup aldattı beni” diye gazel çekenler hiç de az değildir.
Beşer gece gün bir nefes durmadan çırpınır, gönüller arzuların ırmağına akan su misâli bunların ardınca akar. Ne var ki arzumuz bir nice sebeplere, sebepler de “Mâni” ve “Mu'tî” olan Yüce Allah'ın emr ü fermanına bağlıdır. Biz isteriz, isteriz de, Allahü Teâlâ dilemezse o iş olmaz. Bütün çırpınmalar beyhude yorgunluktan öteye geçmez. Bir şeyi, sebeplere tevessül ederek bizim istememiz bize düşen vazifedir. Verip vermemek Allah'ın yüce takdirine kalmıştır. O vermek dilediğinde, sebepler hemen birbirine eklenir, kenetlenir, makaradan çözülen iplikler gibi işin arkası gelir ve maksat hâsıl olur. Biz de hayret ederiz, âlem de.
Demek ki “El-Mu'tî” ism-i şerifinin ifade ettiği mânâ budur. Azîz ve Celîl olan Allah bazı arzu ve emellere de hikmeti icabı müsaade etmez. O takdirde kulun tuttuğu sebepler ipliği kopar, yol tıkanır, o şey meydana gelmez. Bu da “El-Mâni” ism-i şerifinin tecellisidir. Yani o mübarek isim bu mânâyı ifade eder.
Dünya dolusu insanın yine dünya dolusu arzuları, emelleri ve işleri vardır. Herkesin arzusu da birbirini tut¬maz. Meselâ, biri ister ki, deniz kenarında şahane bir villâm olsun, yatlarım, mersedeslerim bulunsun. Ve he¬men elindeki imkânlarla teşebbüse geçer, iş bitti, ha oldu, ha olacak derken, evet tam o ân, akıl ve hayâli âciz bırakan bir takım sebepler zuhur eder, bir bıçağın ince bir dalı kesmesi gibi iş kesiliverir ve maksat hâsıl olmaz. Neden öyledir? Çünkü o işin henüz vakti gelmemiştir, vakti geldiğinde yeniden hayat bulur. Âlemde hiçbir şey vaktinden evvel meydana gelmediği gibi vaktinden son¬raya da kalmaz. Veya o kul hesabına arzu ettiği şey hiç mukadder değildir. Ne kadar çırpınsa, kendini parçalasa ona muvaffak olamaz. İşte bu durumda “El-Mâni” ism-i şerifinin hükmü zuhura gelir. Bilhassa siyaset sahnesinde bu hikmet apaçık görülür. Ne var ki, insanlar ibret almaz¬lar.
Bir komşumuzu tanırım. Bir daire aldı, peşinden bir tane, bir tane daha... Bunların tapu muamelelerini yapıyordu ki ecel onu orada kıstırdı. Ve aldığı dairelerde bir dakika oturamadan kabir onu yuttu. Demek ki, kulun arzuları değil, Allah'ın dediği olur.
Bir şeyi, bir kuluna vermediğinde mutlaka Allahü Teâlâ'nın bir hikmeti vardır.
O Habîr'dir, her şeyden haberdardır.
O Alîm'dir, her şeyi bilir.
O Kadîr'dir, her şeye gücü yeter.
O Azîz'dir, O'nu mağlup etmek imkânı yoktur.
O Semî'dir, herşeyi işitir.
Yani kullarının bütün hallerine kemâliyle vâkıftır. O'nun hazinelerinde yokluk diye bir şey düşünülemez. Dilediği anda her şeyi var etmek kudretine sahiptir.
Kerem sahibidir, cömertliğine nihayet yoktur. Her işinde birçok hikmetler vardır. İşte o hikmetlerden ötürü bizim istediğimiz bazı şeyler husule gelmez. Bize gereken, “ben teşebbüs ettim, sebepleri önüme koydum, fakat Allah'ın takdiri böyle tecellî etti” demek olmalıdır.
Diyelim ki hâşâ! O takdire razı olmadık. Elimize yine bir şey geçecek değildir. Fakat, Allahü Teâlâ'nın emr ü fer¬manına karşı gelmek, O'ndan gelene rıza göstermemekten dolayı bize azap dokunabilir.
Düşünmek ve yanlış hareketler yapmamak lâzımdır. Çünkü O, bize bizden yakın...
Evet:
İşimiz sarpa sardı,
Meded, Allah'ım, meded.
Dalımı yel kopardı,
Meded, Allah'ım, meded!..
Din tek ve Haktır amma,
Yüklenirler İslama,
Bizi terk etme gama,
Meded, Allah'ım, meded!..
Beşer azdıkça azar,
Yok bir ibret-i nazar,
Kâr etmez ölüm, mezar,
Meded, Allah'ım, meded!.


_________________
İLİM BİR NOKTA İDİ CAHİLLER ONU ÇOĞALTTI
İNSANLAR VAV GİBİ DOĞAR BİRAZ DOĞRULDUKLARINDA KENDİLERİNİ ELİF ZANNEDERLER
HER ŞEY ELİFLE DÖNÜYOR ELİFE DÖNÜYOR
KORKAKLIKTA AR İLERLEMEKTE ŞEREF VE İTİBAR VAR İNSAN KORKMAKLA KADERDEN KURTULA
MAZ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
EL-MANİ' (C.C.)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
buharalıbilvanisli.com :: İslamiyet Genel :: Allah (c.c) Hazretleri :: Esma-i Hüsna-
Buraya geçin: