buharalıbilvanisli.com

Sofilerin Buluşma Noktası Buhara
 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
buharalıbilvanisli.com Son Konular
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Şub. 08, 2011 11:13 am
Cuma Ocak 28, 2011 9:56 am
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:43 pm
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:41 pm
Çarş. Ocak 05, 2011 8:01 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:57 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:40 am
Salı Ocak 04, 2011 6:58 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 9:37 am
Ptsi Ocak 03, 2011 7:15 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 7:02 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:55 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:43 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:27 pm
Perş. Ara. 30, 2010 10:23 am
Perş. Ara. 30, 2010 8:27 am
Paz Ara. 26, 2010 2:53 pm
Paz Ara. 26, 2010 2:43 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:11 pm
Cuma Ara. 24, 2010 1:34 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:50 am
Perş. Ara. 23, 2010 1:19 pm
Perş. Ara. 23, 2010 8:12 am

Paylaş | 
 

 EN-NAFİ' (C.C.)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
haydarı kerrar

avatar

Mesaj Sayısı : 355
Kayıt tarihi : 02/07/10
Nerden : ANKARA

MesajKonu: EN-NAFİ' (C.C.)   Cuma Ekim 08, 2010 3:40 pm

EN-NAFİ' (C.C.)

“Faydalı ve menfaat verici şeyleri halkeden.”
Bir evvelki mübarek isimde izah edildiği gibi onda elem ve ızdıraplar, felâketler tecellî etmekteydi. Bu mübarek isimde de hayır ve menfaat verici şeylerin yaratılma hikmeti pırıldamaktadır. Menfaatları da zararlı şeyleri de yaratan elbet Allah (Azze ve Celle)'dir. O'nun kerem ve lütfunun arkası kesilmez. Kulları için akla hayale gelmez güzel ve iyi şeyler yaratır. Arılar, onun nâmına bize petek petek bal sunarlar.
Ağaçlar kucak kucak meyvelerle bize gülümser. Top¬rakta buğday başakları altın gibi kızarır. Hurmalar sanki bir şeker fabrikasında imal edilmiş gibi tadından yenmez. Asma dallarında salkım salkım üzümler olur. Kirazlar, el¬malar, armutlar. Bu nimetleri sayacak olsak ömrümüz kâfi gelmez. İşte bütün bu güzel ve faydalı şeyleri kulları için yaratan Allahü Teâlâ'dır. Eğer bir ahmak çıkıp bunların tesadüf eseri meydana geldiğini söyleyecek olursa, ona ancak maymun diyebiliriz. Çünkü onun insanlıktan nasibi yoktur.
Söz, Said Nursî Hazretlerinin:
“... Herşey Cenâb-ı Hakk'ın namına hareket eder ki, zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek, herbir ağaç “Bismillah” der. Hazîne-i rahmet meyvelerin¬den ellerini dolduruyor, bizlere taplacılık ediyor. Her bir bostan “Bismillah” der. Matbaa-i kudretten bir kazan olur ki, çeşit çeşit pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde bera¬ber pişiriliyor.
Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvan¬lar, “Bismillah” der. Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur. Bizlere Rezzâk nâmına en latîf, en nazîf, âb-ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar. Her bir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillah” , der. Sert olan taş ve toprağı deler geçer. Allah namına, Rahman namına der; herşey ona musahhar olur.”
“... Ey insan! Aklını başına al! Hiç mümkün müdür ki, bütün envâ-ı mahlûkatı sana müteveccihen muavenet el¬lerini uzattıran ve senin hacetlerine “Lebbeyk” dedirten Zât-ı Zülcelâl seni bilmesin, tanımasın, görmesin? Madem seni biliyor, rahmetiyle bildiğini bildiriyor; sen de O'nu bil, hürmetle bildiğini bildir. Ve katiyen anla ki, senin gibi zaîf-i mutlak, âciz-i mutlak, fakir-i mutlak, fânî, küçük bir mahlûka koca kâinatı musahhar etmek ve onun imdadına göndermek, elbette hikmet ve inayet ve ilim ve kudreti ta-zammun eden hakikat-ı rahmettir. Elbette böyle bir rah¬met, senden küllî ve hâlis şükür ve safî bir hürmet ister. İşte o hâlis şükrün ve safî hürmetin tercümanı ve unvanı olan “Bismillâhirrahmânirrahîm” i de; o rahmetin vusulüne vesile ve o Rahmân'ın dergâhında şefaatçi yap.” [237]
Görüldüğü gibi nimetler önümüze deryalar gibi seril¬miş bulunmaktadır. Nimeti veren Allah olduğu gibi, mu¬sibet ve âfetleri yaratan da Allah'tır. Bir kuluna rabbi elem, ızdırap, hastalık ve daha nice sıkıntılar verirse, onu yine Allahü Teâlâ'dan başka kulun üzerinden alacak yok¬tur. Bilakis sıhhat, afiyet, zenginlik, güzellik, lezzet ve se¬vinç, kudret, kuvvet gibi menfaat verirse, bütün bu nimet¬leri devam ettirecek olan da yine O'dur. İşte insan bunları düşünmeli ve ona göre kulluğunda devamlı olmalıdır.
Nimete, devlete ermek isteyen, şükre sarılmalı. Dünyanın saadetini, ahiretin selâmetini isteyen de şükre ve zikre koyulmalıdır. Nankörlüğün sonu hüsrana kapı açmak olur. [238]
[237] Sözler, Bediüzzaman Said Nursî.

[238] Mustafa Necati Bursalı, Esma-i Hüsna Şerhi, Erhan Yayınları: 303-305.




_________________
İLİM BİR NOKTA İDİ CAHİLLER ONU ÇOĞALTTI
İNSANLAR VAV GİBİ DOĞAR BİRAZ DOĞRULDUKLARINDA KENDİLERİNİ ELİF ZANNEDERLER
HER ŞEY ELİFLE DÖNÜYOR ELİFE DÖNÜYOR
KORKAKLIKTA AR İLERLEMEKTE ŞEREF VE İTİBAR VAR İNSAN KORKMAKLA KADERDEN KURTULA
MAZ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
EN-NAFİ' (C.C.)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
buharalıbilvanisli.com :: İslamiyet Genel :: Allah (c.c) Hazretleri :: Esma-i Hüsna-
Buraya geçin: