buharalıbilvanisli.com

Sofilerin Buluşma Noktası Buhara
 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
buharalıbilvanisli.com Son Konular
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Şub. 08, 2011 11:13 am
Cuma Ocak 28, 2011 9:56 am
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:43 pm
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:41 pm
Çarş. Ocak 05, 2011 8:01 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:57 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:40 am
Salı Ocak 04, 2011 6:58 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 9:37 am
Ptsi Ocak 03, 2011 7:15 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 7:02 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:55 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:43 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:27 pm
Perş. Ara. 30, 2010 10:23 am
Perş. Ara. 30, 2010 8:27 am
Paz Ara. 26, 2010 2:53 pm
Paz Ara. 26, 2010 2:43 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:11 pm
Cuma Ara. 24, 2010 1:34 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:50 am
Perş. Ara. 23, 2010 1:19 pm
Perş. Ara. 23, 2010 8:12 am
Similar topics

Paylaş | 
 

 EL-BAKİ (C.C.)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
haydarı kerrar

avatar

Mesaj Sayısı : 355
Kayıt tarihi : 02/07/10
Nerden : ANKARA

MesajKonu: EL-BAKİ (C.C.)   Cuma Ekim 08, 2010 3:44 pm

EL-BAKİ (C.C.)

“Varlığının nihayeti olmayan, dâimi var olan.”
Kâinatta bulunan herşeyin bir sonu vardır. Hattâ kâinatın da Ömrü bitecek, onun da düzeni bozulacak, za¬manı gelince, kıyamet delen hadise vuku bulacaktır. Yani her şey yokluğa, ölüme mahkûmdur. Ancak Allahü Teâlâ'nın varlığının sonu yoktur. Sonu olmadığı gibi önü de yoktur. Önü olmamak mülahazasıyla O Zât-ı Zülcelâle “El-Kadîm” sonu olmamak mülahazasıyla “El-Bâkî” denir. İşte bu ism-i şerîf, varlığın devamını bildiren bir kelime¬dir.
Yine Sultân-ı Kâinatın, O Zât-ı Akdes'in (El-Ezelî, El-Ebedî) ism-i şerifleri de vardır ki, bu mânâya yakındır. Ezel, başlangıcı olmayan; Ebed, ilerde sonu olmayan de¬mektir. Herşeyin sonu, nihayeti var, fakat Allahü Teâlâ Bakîdir.
Ve Kur'an-ı Kerim'de buyuruluyor ki:
“O'nun zâtından başka her şey helak olucudur.” [249]
Yani O'nun zâtından başka herşey, her mevcud aslında, yokluk demektir. Çünkü O'ndan başka her şeyin varlığı kendinden değil, Allahü Teâlâ'ya dayandığından her an yok olmayı kabul edici ve yok olmaya hazır olmak¬la sanki yok demektir veya (bir zaman sonra) yok ola¬caktır. Ancak O zâtında diri, ezelî ve ebedî, varlığı kendi¬siyle var olandır. Çoğunun tercih ettiği mânâ budur.
Diğer bir mânâya göre, “Vech” , kastedilen ve yönelmen cihet mânâsına olarak O'nun yüzünden, yani O'nun rıza ve hoşnutluğu kastedilen yönden başka, herşey helaktedir demek olur ki, ahiret nimetlerinin fani, geçici olmadığını anlatır. Bir de her şeyin Allahü Teâlâ'ya yönelik yüzü, Allah'ın ilmindeki gerçek şekli demek olur ki, her şeyin Allah'a dönüşü bununladır. “Lehü'l-Hükmü = Hüküm O'nun” başkasının değil. O'ndan başka hüküm ve hükü¬met, kanun çıkarmaya ve kanun yapmaya kalkışanların hepsinin hükmü bozulur, ancak O'nunki bozulmaz. “Ve İeyhi türceûn” Ve hep O'na döndürüleceksiniz, hepiniz ölümünüzden sonra O'nun huzuruna götürülecek, mah¬keme olunacak, ona göre cezanız, mükâfatınız ne ise ala¬caksınız. İşte bütün kıssaların sonu, işte bu “Ve ileyhi türceûn = Ve hep O'na döndürüleceksiniz.” hükmüdür. Kimin haddinedir ki bu hükme boyun eğmesin!” [250]
Kimin elinden gelir ki ölümü yenebilsin. Zaman boy¬unca nice melikler, şahlar, hükümdarlar, başbuğlar, en kudretli oldukları bir anda kendilerini mezarda buluvermişlerdir. Ecel oku onları avlamış, tahtından kara toprağa indirmiştir. Kurdukları düzenler tarumar olmuş, verdikle¬ri hükümler battal hâle gelmiştir. Geriye sadece ibret alınacak manzaralar kalmıştır. Öyledir de insanlar yine ibret almazlar. Allah'ın mülkünde, Allah'ın nimetleriyle ayakta durdukları halde, Allahü Teâlâ'ya isyanı meslek edinirler.
Demek ki ne kadar kuvvetli olurlarsa olsunlar, Allah'ın hükmüne boyun eğmekten başka çâreleri yoktur. Allah bakî, her şey fâni...
“Yeryüzünde bulunan herşey fânidir.”
Yani yeryüzünde yaşayan herkes, herşey fânidir. Hiçbir mahlûk bu fena mülkü dünyada ebedî olarak yaşayacak değildir. Hem insanlar, hem cinler tamamen öleceklerdir. Ölmekle hiç hesapsız, sorgusuz bırakılmak da yok. Sonra İlâhî kudret ile yeniden hayata döndürüle¬cekler ve mahşer meclisinde müstahak oldukları akıbete kavuşacaklardır, iyiler, has kullar, takva sahipleri cennete; zorbalar, zalimler, kâfirler, putçular cehenneme sevkedileceklerdir.
“Celâl ve ikram sahibi olan rabbinin zâtı ise baki kalacaktır.” [251]
Yani bütün tasavvurların fevkinde azamet ve iclâli hâiz ve lütuf ile, ihsan ile muttasıf bulunan rabbinin zâtı ise baki kalacaktır. O'ndan gayri ne varsa herşey fena bu¬lacaktır. Sadece O'nun Zât-ı Akdes'i, ezelî ve ebedîdir, fenadan münezzehtir. Yerde ve gökte bulunan her hayat sa¬hibi mutlaka bir gün fenaya maruz kalacaktır. Çünkü hepsinin hayatı Allah'ın kudret elindedir. Hepsi O'na döndürülecektir.
Merhum Elmalılı Hocaefendi bu âyetin izahında di¬yorlar ki:
“... Bununla ancak Allahü Teâlâ'nın Zât-ı Kibriyâsı vasıflanabilir. O halde “Vechü Rabbike = Rabbinin yüzü” , “Zât-ü Rabbike = Rabbinin zâtı” demek olunca “Ve yebgâ Rabbüke = Rabbin kalır” denilmekle yetinilmeyip de zâtın vech ile ifade edilmesinin nüktesi ne olabi¬lir?
Bunun nüktesi, zâtın yalnız gizli ve mücerred zât ola¬rak değil, sıfat ve rubûbiyetinin görünmesi ve yansıması itibariyle dahi baki oluşunu göstermektedir. Bunu kayyumiyet (ebedîlik) sıfatı ile ifade edenler de bu nükteyi an¬latmak istemişlerdir. Özellikle şu iki sıfatla vasıflandır¬mak da bunu teyid etmektedir. Yani rabbinin baki kalacak olan yüzü, şu iki sıfatla vasıflanmaktadır:
“Zü'1-Celâli ve'1-ikrâm = Ki hem celâl hem ikram sa¬hibi.” Karşısında hiçbir şey kendi kendine tutunamayacak, azamet ve celâli ile her şeyi kahr ve yok edebilecek derecede büyüklük ve mutlak ihtiyaçsızlık sahibi, hem de yok olan ve yok olacaklara hayat vererek bağış ihsanına nail kılacak tam bir lütuf sahibidir.
Rağıb el-İsfahânî der ki: “Bu zü'1-celâl ve'1-ikrâm sıfatı Allah'a mahsus olan ve ondan başkası için kullanılmayan vasıflardandır.”
“Tirmizî'nin Hazreti Enes'ten, Ahmed b. Hanbel'in Rebia b. Amir'den merfu olarak rivayet ettikleri şu hadis de buna işaret etmektedir:
“Ya ze'1-celâli ve'l-ikram” a devam edin, dualarınızda onları çok söyleyin.”
Yine Enes'ten rivayet etmişlerdir ki söz konusu sahabi Resûl-i Ekrem (s.a.v) ile beraber bulunuyordu, bir adam namaz kılıyordu. Sonra dua etti de şöyle dedi:
“Ey Allah'ım! Senden istiyorum, hamd sanadır. Sen¬den başka İlâh yoktur. Sen ihsanı bol olan, semâvatı ve arzı yaratan, celâl ve ikram sahibisin. Ey Hayy ve Kayyûm olan Allah'ım!”
Bunun üzerine kâinatın efendisi buyurdu ki:
“Biliyor musunuz, bu zat ne ile duâ etti?” Onlar da:
“Allah ve Resulü en iyisini bilir” , dediler. Resûlüllah (s.a.v) buyurdu ki:
“Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin ede¬rim ki O, Allah'a en büyük ismiyle dua etti. O, ism-i a'zam ki onunla çağrıldığı zaman cevap verir ve onunla istenildiği vakit ihsanda bulunur.” [252]
Kâinatta mevcut olan her şey fena bulacak, ancak Allah bakî kalacaktır. Çünkü O'nun varlığının sonu yok¬tur, varlığının önü de olmadığı gibi. O, ezelî ve ebedî bir hayatla kâimdir. Hayat madem fâni. O hayatı Allah yolun¬da geçirerek kıymetlendirmek bizim elimizdedir. Dünya¬mız yıkılıp yok olacaksa da Yüce Allah bizlere tekrar hayat bahşedecek, iyileri cennete, zâlim ve kâfirleri cehen¬neme koyacaktır. Kişi dünyada ya cenneti satın alır, ya felâket yurduna kapı açar.
Okunuşu: Hüve'1-Bâkî
Ne varsa yok olacak,
O Bakî. Bir O Bakî!..
Bunu bilirim ancak,
O Bâki Bir O Bâkî!..
Al ölümden bir hisse,
Diri kalmaz hiç kimse,
Kulak ver sen bu sese,
O Bâkî. Bir O Bâkî!
Biter su, kurur pınar,
Yere devrilir çınar,
Ey işve baharı Yâr,
O Bâkî Bir O Bâkî!
Solar yeşil ve sarı,
Artık bal vermez arı,
Hiç unutma bunları,
O Bakî. Bir O Bakî!..
Zamanın çarkı durur,
Herşey hiçliğe vurur, İ
şte hakikat budur,
O Bakî. Bir O Bakî!..
Söner can, kalmaz nefes,
Artık çağlamaz bir ses,
Gayriden ümidi kes,
O Bâkî Bir O Bâkî!
Ne gül olur, ne çiçek,
Ne tek damla içecek,
işte ölümsüz gerçek,
O Bakî. Bir O Bakî!..
Ey deryalarda yüzen,
Yıkılır dünya düzen,
Kulak ver sözüme sen,
O Bakî. Bir O Bakî!.. [253]

[249] Kasas,88.

[250] Hak Dini Kur'an Dili, 6/206.

[251] Rahman, 26, 27.

[252] Hak Dini Kur'an Dili, 7/376.

[253] Mustafa Necati Bursalı, Esma-i Hüsna Şerhi, Erhan Yayınları: 320-326.




_________________
İLİM BİR NOKTA İDİ CAHİLLER ONU ÇOĞALTTI
İNSANLAR VAV GİBİ DOĞAR BİRAZ DOĞRULDUKLARINDA KENDİLERİNİ ELİF ZANNEDERLER
HER ŞEY ELİFLE DÖNÜYOR ELİFE DÖNÜYOR
KORKAKLIKTA AR İLERLEMEKTE ŞEREF VE İTİBAR VAR İNSAN KORKMAKLA KADERDEN KURTULA
MAZ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
EL-BAKİ (C.C.)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Z İ Y A P A Ş A

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
buharalıbilvanisli.com :: İslamiyet Genel :: Allah (c.c) Hazretleri :: Esma-i Hüsna-
Buraya geçin: