buharalıbilvanisli.com

Sofilerin Buluşma Noktası Buhara
 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
buharalıbilvanisli.com Son Konular
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Şub. 08, 2011 11:13 am
Cuma Ocak 28, 2011 9:56 am
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:43 pm
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:41 pm
Çarş. Ocak 05, 2011 8:01 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:57 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:40 am
Salı Ocak 04, 2011 6:58 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 9:37 am
Ptsi Ocak 03, 2011 7:15 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 7:02 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:55 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:43 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:27 pm
Perş. Ara. 30, 2010 10:23 am
Perş. Ara. 30, 2010 8:27 am
Paz Ara. 26, 2010 2:53 pm
Paz Ara. 26, 2010 2:43 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:11 pm
Cuma Ara. 24, 2010 1:34 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:50 am
Perş. Ara. 23, 2010 1:19 pm
Perş. Ara. 23, 2010 8:12 am

Paylaş | 
 

 EL-VÂHİD (C.C.)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
haydarı kerrar

avatar

Mesaj Sayısı : 355
Kayıt tarihi : 02/07/10
Nerden : ANKARA

MesajKonu: EL-VÂHİD (C.C.)   Cuma Ekim 08, 2010 3:16 pm

EL-VÂHİD (C.C.)

“Tek, zâtında ve sıfatlarında ortağı ve benzeri olma¬yan.”
Her şeyi “Kün = Ol!” emriyle yaratan, her şeye hükmünü yürüten, rahmetiyle göğüslerde sütten pınarlar çağlatan Yüce Allah zâtında birdir. Sıfatlarında birdir. Hiçbir sıfatının benzeri başkasında yoktur.
O'nun hayata mazhar kıldığı ve ayakta tuttuğu bir mahlûk elbet O'na denk olamaz. Yerler, gökler, ırmaklar, denizler, güneşler, aylar ve yıldızlar O'nun emr ü fer¬manına râm olmuşlardır. O'nun sonsuz kudretine karşı nasıl bir güç mevcut değilse, sıfatlarında da O'nun dengi benzeri yoktur. Şu kadar var ki, insanlarda O'nun sıfatlarının izleri ve nişaneleri açıkça görülür. Ve Allahü Teâlâ buyuruyor:
“Sizin İlâhınız, (Zât ve sıfatında ortağı olmayan) tek bir Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur; Rahmân'dır = dünyada bütün mahlûkati esirgeyendir. Kahîm'dir = âhirette yalnız mü'minlere rahmet edendir.” [188]
“Ve ilâhüküm” Ey insanlar! Hepinizin ibadet ve kul¬luğuna layık ve buna hakkı olan gerçek ilâhınız “İlâhün Vâhid” bir tek ilâhtır.”
“Vâhid” sıfatı ile muttasıf bir ilâhtır ki ilâhlıkta tekdir. Hem sizden başkalarının da diğer bir ilâhı var san¬mayınız. “Lâ ilahe illâ hû = O'ndan başka hak olan hiçbir ilâh yoktur.” O'ndan başka ilâh tutunanların hiç biri ilâhlığa layık değildir. Hepsi boş, hepsi bâtıldır. O'ndan daha üstün veya O'na denk bir ilâh düşünülmesi imkansız olduğu gibi, O'ndan daha aşağı seviyede olmak şartıyla da O'nun ilâhlığına ortak olabilecek mabudlar, tanrılar yoktur, ilâhlığa ortak olmak mümkün değildir. Gerçek ilâh ancak tek olan Allah'tır.
O'nun bütün yaratıklara başlangıç olan birçok isimleri ve sıfatları varsa da, yine zatından hakkıyla bahsetmek mümkün değildir. Hakk'ın gerçek mahiyeti, her türlü bileşimden uzaktır. O tek olan ferdi vasıflandırmak imkânsızdır. Çünkü vasıf, vasıflanan ile sıfat arasında az çok bir başkalık gerektirir. Başkalık olunca da ferdîlik kal¬maz.
Bir de herhangi bir şeyden haber vermek, kendisinden haber verilen bir şey ile, haber verme şekli ister. Bu ise ferdîliğe aykırıdır. Bunun için bu isimlerin hepsi de Hakk'ın gerçek mahiyetinin, birliğinin aslına ermekten uzaktır. O'nun zâtına en son “Hû” (O) denebilir.
Bütün büyüklük ve şeref kaynağı, bütün çokluk yönlerinden uzak olan ve ancak “Hû” (O) diye ifade edile¬bilen tek zâttır. O'nun zâtı, sıfat ile kemâle ermiş olmayıp, bilakis zâtının kemâli, sıfatlarının da kemâlini gerektir¬miştir.
İşte “O” ifadesi, O rahmet ve şeref kaynağına, O bir¬liğin yüce başlangıcına ulaştırır. Bunun için “hüve” keli¬mesi bir zamir olduğu halde O'nun zâtına işaret eden en büyük ismi gibi olmuştur.
Tevhid denizine dalmış olan ve kalbini yalnız Allah'a bağlayan velîlere göre bu ismin önemi pek büyüktür. Buna ism-i a'zam diyenler de vardır. Bununla beraber ism-i a'zam Allah ism-i şerifidir, diyenler daha çoktur. Çünkü, “Allah” ismi, zat ve bütün sıfatların toplamına delâlet etmesi itibariyle daha geniş kapsamlıdır. “Hüve” ise tevhid makamında a'zamdır:
“O, ey O! Ey O'ndan başka O olmayan Zât-ı Kibriya” tabiri rivayet edilegelen tevhid zikirlerindendir.” [189]
Hâlik-ı Zîşan Hazretleri Vâhid sıfatiyle muttasıf bir ilâhtır. Ondan başka hak olarak hiçbir ilâh mevcut değildir. Ne var ki, bazı kafası olup aklı olmayan insanlar fanilere kendi aralarında ilâhlık payesi verirler. Zâlimlere alkış tutarlar. Bizi “Sen ihya ettin!” derler. Fakat bir zaman sonra tapındıkları o adamlar ecel eliyle hesap diyarına sürüklenir. Geride kalan akılsızlar, bu kere bir başka tağutun eteğine sarılırlar. Hâsılı, zaman mekân boyunca putçuluk devam eder gider.
İşte bunun içindir ki günde beş defa minarelerde “Allâhü Ekber, Allâhü Ekber! Allah en büyüktür, Allah en büyüktür!” nidası çağlamakta ve O'ndan başka Hak ilâh olmadığı âleme ilân edilmektedir.
Kulaklarına kurşun sıkılmış gibi bu sesi duymak iste¬meyenlere kim ne yapabilir? Herkes yarın ektiğini biçecektir. Ve kâfir olanlar: “Keşke toprak olsaydık” diye¬ceklerdir.
Âlemde tevhid denizine yelken açan nice âşıklar vardır. Yüce Allah'ın velî kullarından Sırrî Sakatı (k.s.), bir gün dağlara çıktı. Orada tenhalara çekilmiş bir adam gördü. Yanına varıp selâm verdi ve sor¬du:
“Kimsin, nice bir kişisin?”
Dağları mekân tutmuş garip adam, başını bile kaldırmadan inledi:
“Hû!..
“Ne işlersin?”
“Hû!”
“Ne yersin?”
“Hû!”
“Yârin, yoldaşın kimdir?”
“Hû!”
“Kiminle sohbet edersin?”
“Hû!”
“Ey kişi! Hû demekten muradın Allah mıdır?” Gönül cihanı hikmet ve ma'rifet nuru ile pırıldayan ve yalnız Allah aşkını seçen adamcağız, Allahü Teâlâ'nın is¬mini duyuverince vecde geldi, yaman bir çığlık attı ve yere düştü. Bir nefes sonra da ruhunu teslim ediverdi...
İşte Allah'ın böyle dostları da vardır. Âlemde sevil¬meye lâyık en mukaddes mahbube Allah'tır. Ve O vâhiddir. Bir tek'dir.
Nihayetsiz olan mülkün seyyidi ve Allah'ın aziz Pey¬gamberi bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Tek, misli ve şeriki bulunmayan biricik İlâh. Zâtında tek, zeval bulmayan, bakî ve dâim olan, ne bir zevce ne de evlât edinmeyen, hiçbir şey dengi olmayan (künhüne erişilmeyen) Allah'tan başka hiçbir ilâh bulun¬madığına şehadet ederim.” [190]
Kim bu şehadeti on kere okursa kendisine kırk milyon sevap verilir. Ve bunun karşılığında günahları yok edilir ve derecesi kat kat artırılır.
Neden bu kadar ecir vardır derseniz, cevabı şudur: Çünkü bu tevhidin içinde Esmâü'l-Hüsnâ'dan isimler vardır. Vâhid, Ehad, Samed, İlâh gibi...
Yâ Vâhidü Yâ Samed,
İhsanına yok aded! [191]
[188] Bakara, 163.

[189] Hak Dini Kuran Dili, 1/466.

[190] et-Tac, 5/83.

[191] Mustafa Necati Bursalı, Esma-i Hüsna Şerhi, Erhan Yayınları: 239-243.





_________________
İLİM BİR NOKTA İDİ CAHİLLER ONU ÇOĞALTTI
İNSANLAR VAV GİBİ DOĞAR BİRAZ DOĞRULDUKLARINDA KENDİLERİNİ ELİF ZANNEDERLER
HER ŞEY ELİFLE DÖNÜYOR ELİFE DÖNÜYOR
KORKAKLIKTA AR İLERLEMEKTE ŞEREF VE İTİBAR VAR İNSAN KORKMAKLA KADERDEN KURTULA
MAZ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
EL-VÂHİD (C.C.)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
buharalıbilvanisli.com :: İslamiyet Genel :: Allah (c.c) Hazretleri :: Esma-i Hüsna-
Buraya geçin: